Tuesday, December 15, 2009

Nerde olcam Trabzondaydim daaa

Ya yaslanmisim ya da cok hizli yasadim bilmiyorum yorgunum, kulce gibiyim.



Gecen hafta Trabzon a gittim ben egitim icin, ne isin vardi oralarda diyen olursa Sirket gonderdi valla bende bilmiyom.
Gitmeden once -- ne isimiz var o kadar uzakta---, --ben orayi sevmiyorum zaten simdi ta oraya mi gidicem--, ---ne kadarda uzun oglusumu ozlicem-- diyerekten mizmizlanan ben, orada o kdar yogun gunler gecirdim ki, donuste ucaktan inmis otogarda bu taraflara gelmek icin otobus ararken yorgunluktan ayaklarim birbirine mi dolasti anlamadim yere yapismis olarak buldum kendimi.Sonradan beni gulme krizine sokan kismi ise kafami kaldirdigimda yan tarafimda durdugunu gordugum amcanin -- olsun kizim kalk sen-- diye tepki vermeseydi, hayal gucu devreye girip hemen soyle bir senaryo uretti; vahsi batida, colun ortasinda bi kasaba, ve bir barin onunden gecerken esas sakar hatun kendini yerde bulur, verandada oturup geleni geceni izleyen figuran amca rolunde ki eski kovboy tukuruk okkasina bi tukuruk attiktan sonra-- uzulme sakar bayan, burada herkes duser ama sen kalkip yoluna devam etmelisin-- der gibi sacma sahne geldi gozumun onune ve tabi boyle hayal alemine daldigima gore ayakta uyudugumu anladim.
Otobuse bindigimde sakilligimi kizlara anlatirken yan tarafta kulak misafiri olan teyze gulmekten kirildi birde ustune ustluk...
Trabzonlular cok cana yakin insanlar burdan selam eder gozlerinden operim hepsinin, oraya gitmeden once garip bir onyargim vardi hatta orada onlarada soyledim.
Yillar once bir arkadasim Trabzon-Mackada ki okulunu bitirmis donerken yolda bindigi otobus kaza yapmis ve arkadasim vefat etmisti. O gun bugundur Trabzon dendiginde soguk bir hava eserdi kafamda ama bu gezi ile Trabzon' a ne kadar haksizlik ettigimi anladim.
Ben cok begendim gerek sehir gerek insanlari bakimindan yasanabilir sehirlerden hatta ordayken arkadaslara bunu dile getirdigimde Trabzonlu olan arkadas sehrin insaninin eglenceye, keyife, zevke onem verdigini soylemisti.
Kaygana, hamsi tava, akcaabat kofte ve laz boreginden tadabildim orda bulundugum zaman icerisinde, beni en cok sasirtan laz boregi oldu harbi harbi borek beklerken serbetli bir tatli gelmesi sasiritici oldu.
Egitim saatleri olan sabah 8 aksam 6 saatleri disinda tum zamanimiz gorebildigimiz kadar yer gorup taniyabildigimiz kadar sehri tanimakla gecti. Ama en cok uzuldugum nokta o kadar yakinina gitmisken Sumela Manastirini gormeden ve bir kare bile fotograf  cekemeden gelmek oldu.
Uzun sokakta dolastik bol bol, yoreye ozgu birseyler bulup hatira niyetine alip saklamak saplantisi ile etrafi kolacan ederken kucuk bir dukkan kesfettim. Ahsaptan kemenceler, matruskalar, buzdolabi miknatislari gibi bir suru ivir zivir bulabilmenin mutlulugu ile dolup tastim.
Oglusum giderken dudagini buzup --senin gitmeni istemiyorum- demisti bana, aglamakli gozlerle ugurladi beni, gelmeden bir gun once de bana kusmus olmali ki telefonda konusmak istemedi. Kavustugumuzda bol bol opusup koklastik, kafam kopma tehlikesi gecirdi, severken olduren cinsten ha bu usak.

1 comment:

fotograf penceresinden said...

bende diyordum nereler de trabzondaymışsın :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails